Copenhagen Fashion Week AW26, İskandinav modasının küresel ölçekte nasıl konumlandığını yeniden ortaya koyan bir sezon olarak öne çıkıyor. Güçlü dış giyim, yapılandırılmış silüetler ve dokusal materyaller, sürdürülebilirlik odağının estetik bir karşılığına dönüşürken; Kopenhag podyumları ve sokakları, Nordic minimalizmin daha hacimli, karakterli ve çağdaş bir yorumla evrildiğini gösteriyor.
Yazı: Filiz Akbulut
27–30 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Copenhagen Fashion Week AW26, 20. yılını geride bıraktı. “Scandinavian cool” estetiğiyle anılan bir bölgesel etkinlik olmanın ötesine geçerek İskandinav modasının küresel sahnedeki konumuna da işaret eden CPHFW; ayrıca sürdürülebilirlik odağı ve seçici marka kürasyonu ile kendi değer sistemini inşa etmiş bir platform olarak anılıyor.
Bu sezon moda haftasında podyum dili güçlü bir silüet ve dış giyim odağı etrafında şekilleniyor. W Magazine’in AW26 runway galerisi, yapılandırılmış dış giyim ve katmanlı stilizasyonun sezonun görsel ritmini belirlediğini gösteriyor. Bu bağlamda The Garment, markanın resmi anlatımında da vurgulanan “timeless craftsmanship” ve “precise tailoring” yaklaşımını podyuma taşıyarak net, minimal ve iyi kesim silüetler sunuyor.

Gestuz, güçlü dış giyim tercihleri ve dokusal vurgularla daha belirgin bir duruş sergilerken; Nicklas Skovgaard, AW26 koleksiyonunda renkli ve karakterli silüetleriyle klasik Nordic sadeliğe daha enerjik bir yorum getiriyor.
Studio Constance, minimalist ve modern çizgisiyle koleksiyona daha sakin bir denge katarken; OpéraSport, işlevsel tasarımı rafine bir sadelikle buluşturuyor. Bonnetje ise zamansız silüetleri modern bir perspektifle sunarak Nordic minimalizmin farklı yüzlerini görünür kılıyor.
Bu çeşitlilik, İskandinav modasının artık tek tip bir minimal estetikle tanımlanamayacağını gösteriyor. Sade çizgi korunurken daha dokusal ve hacimli bir anlatı gelişiyor. Yün, süet ve faux fur gibi materyaller yalnızca işlevsel değil, görsel bir ifade aracı olarak kullanılıyor. Uzun silüetler ve yapılandırılmış kesimler, modern ve zamansız bir denge kuruyor.
CPHFW’nin sürdürülebilirlik çerçevesi, markaların üretim ve tasarım süreçlerinde belirli standartları karşılamasını şart koşarken, bu yaklaşım podyumda estetik bir karşılık buluyor. Doğal dokulara yapılan vurgu, uzun ömürlü silüetler ve zamansız tasarım anlayışı, bu yaklaşımın görsel ifadesi olarak öne çıkıyor. Bu duruş, CPHFW’yi yalnızca trend üreten bir platform olmaktan çıkarıp bilinçli bir moda sahnesi hâline getiriyor.
Dramatik ve Cesur
Soğuk Ocak rüzgârına rağmen Kopenhag sokakları, dramatik kabanlar ve cesur headwear tercihleriyle sezonun enerjisini yansıtıyo. Runway’de öne çıkan güçlü dış giyim dili, şehir stilinde de bireysel yorumlarla yeniden üretiliyor. Sezon “anti-puffer” bir çizgide ilerlerken, faux fur ceketler, shearling dokular ve uzun silüetli kabanlar sokak stilinin merkezine yerleşiyor. Özellikle headwear bu sezonun belirgin unsurlarından biri hâline geliyor. Balaklava, daha yapılandırılmış “bonnet” formlara evrilirken; farklı örgü başlıklar ve klasik şapka modelleri stilin tamamlayıcı değil, belirleyici bir parçası olarak konumlanıyor. Püskül detayları, dokusal “pops of fur” ve check desenleri ise sezonun görsel ritmini güçlendiriyor. Bu görünüm, Nordic tasarım geleneğinin işlevsellik ile rafineliği bir araya getiren çizgisini sokak stilinde de görünür kılıyor.
Kopenhag podyumlarında öne çıkan güçlü dış giyim ve süsten arindirilmis siluetler, 1990’ların modernist minimalizmiyle estetik bir paralellik taşıyor. Helmut Lang ve Jil Sander’ın süsten arındırılmış net çizgileriyle akraba bir dil, bugün İskandinav tasarımında daha yumuşak ama kararlı bir bağlamda yeniden yorumlanıyor. Phoebe Philo döneminde yeniden tanımlanan sade ama karakterli siluet anlayışı da bu estetik mirasın çağdaş bir yansıması olarak okunabiliyor.
Tüm bu göstergeler, AW26 sezonunun CPHFW için bir konum netleştirme evresi olduğunu ortaya koyuyor. Kopenhag, kendi değer sistemiyle ilerleyen bir moda haftası olarak işlevsellik, sürdürülebilirlik ve tasarım disiplinini merkezine alıyor. İskandinav estetiği yeni değil; ancak her sezon yeniden tanımlanıyor. AW26 ise bu estetiğin daha dokusal ve daha hacimli bir yorumunu sunuyor.
KAYNAKLAR
https://www.voguescandinavia.com/articles/headwear-copenhagen-fashion-week
https://www.wmagazine.com/fashion/copenhagen-fashion-week-fall-2026-best-runway-looks-photos
https://www.vogue.co.uk/article/copenhagen-fashion-week-aw26
https://www.vogue.com/article/copenhagen-fashion-week-fall-winter-2026-cheat-sheet
https://copenhagenfashionweek.com/article/copenhagen-fashion-week-announces-aw26-brand-line-up




