Milano’da gerçekleşecek Miu Miu Literary Club 2026, edebiyatı merkeze alarak arzu, rıza ve öznelik üzerine çok katmanlı bir tartışma alanı açıyor. Üç gün süren program, çağdaş kültür ile edebiyat arasında kurulan ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor.
Miuccia Prada’nın direktörlüğünde hayata geçirilen Miu Miu Literary Club, dördüncü edisyonunda “Arzunun Politikaları” başlığıyla Milano’da yeniden buluşuyor. 22–24 Nisan tarihleri arasında Circolo Filologico Milanese’de düzenlenecek etkinlik, markanın çağdaş kültürle kurduğu diyaloğu sürdürürken, cinsellik, arzu ve rıza ekseninde şekillenen tartışmaları odağına alıyor.
Edebiyatı bir düşünme ve tartışma aracı olarak konumlayan Literary Club, bu yıl da iki güçlü metin üzerinden ilerliyor: Nobel ödüllü Fransız yazar Annie Ernaux’nun A Girl’s Story (2016) ve Afrikalı feminist yazar Ama Ata Aidoo’nun Changes: A Love Story (1991). Her iki eser, bireysel deneyim ile toplumsal yapı arasındaki gerilimi ele alırken, arzunun yalnızca kişisel bir duygu değil, aynı zamanda politik bir alan olduğunu hatırlatıyor.
Programın açılışı, Annie Ernaux’nun A Girl’s Story kitabı etrafında şekillenen panelle gerçekleşiyor. Ernaux’nun oto-sosyo-biyografik yaklaşımı, bireysel hafızayı toplumsal bağlam içinde yeniden kurarken, özellikle 1958 yazında geçen ilk cinsel deneyim üzerinden güç ilişkileri, kimlik inşası ve öz-sahiplik meselelerini gündeme taşıyor. Panelde Megan Nolan, Lea Melandri ve Annabelle Hirsch gibi farklı disiplinlerden isimler, arzu ve rızanın kesişim noktalarını tartışıyor. Moderatörlüğü ise Lou Stoppard üstleniyor.
Aynı gün gerçekleşecek “Desire After AI” başlıklı konferans, arzunun teknolojik çağdaki dönüşümüne odaklanıyor. Kültür kuramcısı Olga Goriunova, yapay zekâ ve veri odaklı sistemlerin bireyi nasıl “ideal özne”ye dönüştürdüğünü ve arzunun bu yeni yapı içinde nasıl yeniden şekillendiğini ele alıyor. Bu yaklaşım, yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda politik bir dönüşüme işaret ediyor.
İkinci günün odağında Ama Ata Aidoo’nun Changes: A Love Story eseri yer alıyor. Postkolonyal feminist düşüncenin önemli metinlerinden biri olarak kabul edilen roman, modernlik, gelenek ve kadın özneselliği arasındaki ilişkileri inceliyor. Şiddet içeren bir evliliğin ardından farklı bir ilişki biçimine yönelen başkarakter üzerinden, arzu ve seçim kavramları politik bir müzakere alanı olarak ele alınıyor. Wayétu Moore, Francesca Marciano ve Gloria Wekker’ın katılımıyla gerçekleşecek panelde, öz-belirleme ve modern aşkın sınırları tartışılıyor.
Günün devamında düzenlenecek “How Do We Talk About Consent?” başlıklı konferansta ise yazar Katherine Angel, çağdaş toplumda rıza kavramının nasıl konuşulduğunu ve kadınların arzularını ifade etme biçimlerini inceliyor. Angel’ın yaklaşımı, arzunun her zaman net ve tanımlı olmadığı; belirsizlik, kırılganlık ve karşılıklı öğrenme süreçleriyle şekillendiği fikrine odaklanıyor.
Olga Campofreda küratörlüğünde, Rosi Braidotti iş birliğiyle hazırlanan program, yalnızca paneller ve konferanslarla sınırlı kalmıyor. Canlı müzik performansları, düzyazı ve şiir okumalarıyla desteklenen etkinlik, edebiyatın çok katmanlı yapısını deneyimsel bir alana taşıyor.
Bu yıl ilk kez Literary Club kapsamında “Küratörlü Kütüphane” de ziyaretçilere açılıyor. Rosi Braidotti tarafından hazırlanan seçki, kadınların tarih boyunca arzularını, kimliklerini ve bağımsızlıklarını ifade etme biçimlerine odaklanan metinleri bir araya getiriyor.
24 Nisan’da halka açık olarak düzenlenecek son gün ise daha serbest bir formatta ilerliyor. Circolo Filologico, ziyaretçilerin kitaplarla vakit geçirebileceği, okuma ve düşünme alanı sunan bir mekâna dönüşüyor. Bu yapı, Literary Club’ın yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda süreklilik taşıyan bir kültürel diyalog alanı olma hedefini güçlendiriyor.
Miu Miu Literary Club 2026’ya katılım için kayıtlar 13 Nisan itibarıyla miumiu.com üzerinden açılıyor.




